Cinsel ilişkinin yararları

Cinsel ilişkinin yararları

Cinsellik beyinde endorfin üretimini arttırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve serotininle birlikte zevk hormonları olarak sakinlik verir tatmin hisleri yaratır. cinsel ilişki keyif maddesidir; Endorfin, serotonin ve dopamin coşku yaratır.

Beş duyu organı, okşanmakla, yemekle, içkiyle uyarıldığında bu duyular doğrudan beyne ulaşır. cinsel ilişki acıları azaltır; Cinsel tatmin acı eşiğini yükseltir.

Bu da endorfinin etkilerinden biridir. Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir. cinsel ilişki kasları gevşetir; okşanmaların yarattığı mekanik etkiyle, haz alınan uyarılmalar vücuda yayılır. Derideki hassas alıcılardan uyarılar iliklere ve beyne taşınır. Beyinden gelen emirle kaslar gevşer.

cinsel ilişki kan dolaşımını arttırır; Cinsel uyarılma sırasında kan akışı cinsel organlarda yoğunlaşır, bir miktar da bütün vücuda yayılır. Arterler önce gerilip zevk anında gevşer. cinsel ilişki kalbi çalıştırır; Cinsel uyarının en yüksek noktasında kalp atışı dakikada 110-180 e çıkar.

Ancak bu etki, seksin sporun yerini dolduracağı anlamına gelmez. Çünkü cinsel ilişki kısa sürelidir. cinsel ilişki daha formda hissetirir; Sevişme sırasında harcanan kalorinin zayıflatıcı etkisi vardır. 20 dakikalık bir ilişkide 200 kalori kaybedilir. bu yarım saat tenis oynamakla eşdeğerdir.

cinsellik adeti düzenler; Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.

cinsellik olumlu düşünmeyi sağlar : Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşüncelerin ve takıntıların oluşmasını önleyip olaylara olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmayı sağlar.

cinsellik bağırsakları çalıştırır : Cinsel ilişki sırasında karın kaslarının kasılması, derinlere kadar etkisini gösteren bir masaj gibidir. Bunun bağırsaklar üzerinde laksatif etkisi olur.

Cinsellik ile ilgili diğer bir araştırma : Depresyon riski daha az: Bir araştırma sonucunda, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmayan kadınların depresyon geçirme riski, diğerlerine göre daha düşük çıktı.

Prezervatif kullanan kadınlarda ise depresyon geçirme riski yüksek çıktı. Bilim adamları, spermlerle birlikte, testosteron ve östrojen hormonlarının da dışarıya atıldığını, bu birleşimin, boşalma sonrasında kadının kanına karıştığını tespit ettiler.

Bilim adamları cinselliğin insan sağlığı üzerindeki etkisini araştırıyor. Denekler üzerinde yapılan incelemede sevişmenin özellikle erkeklerde kalp krizi riskini azalttığı ortaya çıktı.

Etiketler: , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/cinsel-saglik/cinsel-iliskinin-yararlari.html

Yorum yapın

Orgazm nedir

Orgazm nedir

Kadın için de erkek için de, cinsel yanıt döngüsü, istek-uyarılma-orgazm sırasını izler. Cinsel istek duyarak, herhangi bir cinsel etkinliğe giriştiğimizde, cinsel uyarılma olur. Bu aşamada bedenimizde fizyolojik değişiklikler olur, her iki cinste de cinsel organların duruşunda değişiklik olur ve bu bölgeye kan dolar, bunu erkekte penisin sertleşmesi olarak görürüz, kadında da meme başlarında ve klitoriste hafif sertleşme oluşabilir, renk değişiklikleri ve vajinada ıslanma olur. Gene uyarılma aşamasından başlayarak, bedenimizde kalp atım hızı artması, solunum hızlanması gibi genel fizyolojik değişiklikler de olur. Uyarılma düzeyi yükseldiğinde orgazm oluşur. Fizyolojik olarak orgazm, her iki cinste de, saniyeler içinde cinsel organlarda oluşan ritmik kasılmalar ve buna eşlik eden hoş duyumlar olarak tanımlanabilir.

Erkekte cinsel organların kasılması sırasında erkek üreme hücrelerini taşıyan meni dediğimiz beyaz bir sıvı dışarı atılır. Kadında orgazmik kasılmalara eşlik eden bir sıvı çıkışı yoktur. Elbette bütün bu fizyolojik tanımlamalar, orgazm yaşantısını anlamak için yeterli değildir. Orgazmı yaşamamış birine tarif etmek çok da mümkün değildir. Ama herkes orgazm olduğunda bunun ne olduğunu anlayabilir. ‘Orgazm olup olmadığıma emin değilim’ diyenlerin çoğu, yüksek uyarılma düzeylerine çıkıyor ama orgazm olmuyordur. Ya da orgazmı gözünde olduğundan fazla büyüttüğü için, saniyeler süren orgazm yaşantısını yeterli bulmuyordur. Son on yıl içinde, orgazm konusunda çok şey konuşuldu, bunların birçok yararı yanında orgazmın fazla abartılması gibi bir zararı da oldu. Orgazm, insan cinsel yanıtının son aşaması olmakla beraber, ne cinselliğin tek keyfidir, ne de cinsel etkinliğin tek hedefidir. Cinsel hazlarımız içinde önemli bir yeri vardır, ama tek haz değildir. Her cinsel etkinlik sürecinde birçok haz yaşarız, bunların birçoğu orgazm anından daha uzun sürelidir. Sadece orgazmı hedefleyerek sevişmek, alınabilecek hazları azaltır. Doyumlu bir sevişmenin mutlaka orgazmla sonlanması da gerekmez. Başka bir deyişle orgazm olup olmamak, tek başına cinsel doyumu belirlemez.

Etiketler: , , , , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/cinsel-saglik/orgazm-nedir.html

Yorum yapın

Doğum sonrası cinsel sorunlar

Doğum sonrası cinsel sorunlar

aileye yeni bir bireyin katılması çiftlere, hamilelik döneminde yaşanan tüm sıkıntıların artık geride kaldığını düşündürür. Oysa minik bir bebeğin sorumluluğunun yanı sıra yaşanan hormonal değişiklikler hem erkek hem de kadın için cinsel yaşamda ciddi sorunlara sebep olabilir.

Dokuz ay heyecanla beklenen minik bebek, birçok çiftin yaşamında bir dönüm noktasını oluşturuyor.

Aslında bu durum eşler arasında büyük bir heyecan ve mutluluk yaratsa da madalyonun bir de diğer yüzü var. Çünkü bebek pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Bebeğin getireceği ek sorumluluklar, hormonal ve bedensel değişimler gibi faktörler eşlerin dünyasını bir anda altüst edebiliyor.

Bunun sonucunda da ortaya hiç de iç acıcı olmayan bir tablo çıkıyor: doğum sonrası cinsel sorunlar. Doğum sonrasındaki değişimler en çok kadını etkiliyor demek hiç de yanlış olmaz. Doğum, başta cinsel isteksizlik olmak üzere, disparoni ve vajinismus gibi önemli pek çok soruna yol açabiliyor.

Aslında doğum sonrası cinsel sorunlardan kadınlar kadar olmasa da erkekler de etkileniyor. Onlar da yeni bir düzene alışmaya çalışırken cinsel yaşamlarında sorunlar başlıyor. Cinsel isteksizlik ve ereksiyon kaybı, doğum sonrasında erkekler arasında en sık görülen cinsel sorunları oluşturuyor.

Peki doğum sonrası cinsel sorunların altında hangi faktörler yatıyor, tedavi yöntemleri neler? Doğumun ardından geçirilen uykusuz geceler, iki üç saatte bir tekrarlanan emzirme işlemi, bebeğin sık sık hastalanması derken ailenin yaşantısı tam anlamıyla altüst olabiliyor.

Bununla birlikte o güne dek sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltiyor. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da eşinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açıyor.

Doğum sonrasında daha fazla salgılanan ve bebeğin emzirilmesinde büyük rol oynayan prolaktin hormonu da cinsel isteksizlik ve vajinal kuruluğuna neden oluyor. Kadında doğal olarak bu hormonun aşırı salgılandığı emzirme dönemi boyunca cinsel isteksizlik sorunu baş gösteriyor.

Bebeğin doğumuyla birlikte cinsel partner imajına bir de aile kavramının eklendiği düşünülürse, özellikle kadınlar annelik rolünü gereğinden fazla kutsallaştırabiliyor ve doğumdan sonra cinselliğe karşı daha mesafeli yaklaşabiliyorlar. Göğüsler ve vajina cinsel yaşamda erkeği en çok heyecanlandıran iki önemli bölge. Doğumla birlikte bu bölgeler artık tahrik unsuru olma özelliğini kaybedebiliyor.

Doğuma kadar sadece cinsel uyarı noktaları olarak algılanan vajina ve göğüsler aniden bebeğin doğumunu ve beslenmesini sağlayan bölgelere dönüştüğü için bunun sonucunda erkek eşinden uzaklaşabiliyor. Ayrıca bebeğin doğumu, kadın ya da erkeğin o zamana dek bastırdıkları ruhsal çatışmalarını tetikleyebiliyor ve bu sorunlar cinsel isteksizliğe neden olabiliyor.

Disparoni, kadında cinsel ilişkiye yineleyici biçimde ya da sürekli olarak genital ağrının eşlik etmesi şeklinde nitelendiriliyor. Bu sorundan yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla ilişki kurmaktan kaçınıyor.

Hatta ağrının çok şiddetli oluşması, vajinismusa bile yol açabiliyor. Doğum sonrasında gelişen disparoninin en önemli nedeni ise, doğum sonrası kadının sağlığına tam kavuşmadan cinsel ilişkiye girilmesi. Bunun yanı sıra bir diğer neden cinsel isteksizlik sorunu yaşayan kadınlar ilişki sırasında uyarılma sorunu yaşadıkları için vajinal bölgelerinde yeterli ıslanma oluşmuyor.

Vajinadaki kuruluk da disparoniye, yani ağrılı cinsel birleşmeye yol açıyor. Bunun sonucunda cinsel isteksizlik daha da şiddetleniyor ve böylece bir kısır döngü oluşuyor. Vajinusmus ise vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılması olarak nitelendiriliyor.

Örneğin cinsel ilişkide yeniden ağrı hissedeceği kaygısına kapılan kadın bir kaçınma davranışı olarak kendini istem dışı kasabiliyor. Bir başka neden de kadının ruhsal dünyasında yaşanan çatışmaların canlanması ile ortaya çıkan endişe, korku, kaygı duyguları oluşturuyor.

Cinsel sorunların tedavisi, altta yatan nedene göre değişiyor. Kimi zaman kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile psikiyatristin birlikte çalışması yarar sağlıyor. Erkekte bir sorun varsa, devreye ürolog da girebiliyor. Önce kadın ve erkeğin iç dünyasında ne tür sorunlar yaşadığı belirleniyor.

Cinsel soruna yol açan faktörler tespit edildikten sonra çifte cinsel terapi uygulanabiliyor, nefes ve gevşeme egzersizleriyle bazı cinsel egzersizler veriliyor. Genellikle 6-12 hafta sonrasında tedaviden başarılı sonuçlar alınabiliyor. Bunların yanı sıra, kadın ya da erkeğin iç dünyasında bastırılmış olan ruhsal çatışmalar ön planda ise tıbbi tedaviyle birlikte yoğun bireysel psikoterapi öneriliyor.

Etiketler: , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/cinsel-saglik/dogum-sonrasi-cinsel-sorunlar.html

Yorum yapın

Erken Boşalma

Erken Boşalma

Erkekte cinsel güçsüzlüğün belirtileri penisin sertleşmemesi, yarım sertleşmesi, sertleşmenin çabuk sönmesi, erken boşalma, hiç boşalamama veya orgazm olunmamasıdır.
Bu sorun irdelenirken “cinsel açıdan güçsüz kalma korkusu” ile gerçek cinsel güçsüzlüğün birbirinden ayrılması gerekir. Gerçek güçsüzlük uygun eş, uygun zaman ve uygun yer olduğu halde bile ortaya çıkan cinsel işlev bozukluğudur. Bu işlev bozukluğunun ana nedenleri şöyle özetlenebilir:

1- Organik nedenler
2- Ruhsal bozukluklar.

3- Cinsel kimlik duygusundaki gelişimsel kusurlar.

Eskiden peniste sertleşme azlığı neredeyse tamamen ruhsal kökenli bir sorun olarak kabul edilirdi. Ancak son araştırmalar organik bozuklukların payının % 30-40′a kadar çıktığını bildirmektedir.

Organ kusurunun en iyi tanısı uyku laboratuvarında REM uykusu döneminde penis sertleşmesinin olup olmadığı ile konur. Erkeklerde penis uykuda sık sık sertleşir ve söner. Uykuda, masturbasyon sırasında veya cinsel uyarılmayla penis sertleşmesinin hiç olmadığı bildiriliyorsa organ kusurundan şüphelenilir.

Cinsel İşlev Kusurlarında Tedavi Yaklaşımı
1-Öncelikle kişide başka bir ruhsal sorun, organik bozukluk, ilaç, alkol ya da başka maddelere bağımlılığın olup olmadığı araştırılır.

2-Kişinin cinsel eşi ile uyumlu olmadığı durumlarda sorun bir cinsel konu sayılmaz.Cinsel ilişkide eşlerin istekli ve hazır olmaları,aralarında yakınlık,sevgi ve sıcaklık duyguları yanısıra cinsel yönde birbirlerini çekici bulmaları gerekir. Böyle ruhsal bir ortamda fiziksel ortamında uygun olması sağlanmalıdır.

3-Uzmanlarla konuşurken sorunları olabildiğince açık konuşarak anlatmak gerekir.

4-Cinsel uyum sorunları genellikle kişisel, çevresel ve toplumsal özelliklere bağımlıdır. Bunlar değerlendirilmeli ve yanlış algılanmalar değiştirilmelidir.

5-Cinsel tedavi (Sex Therapy) cinsel işlev bozukluklarını hedef alan koşullanma ve öğrenme ilkelerini kullanan davranışsal tedavi türüdür. Cinsel işlev bozukluğunun temelinde yanlış koşullanmalar ve pekiştirmeler yatar. Ve bu yanlış koşullandırmaları ve öğrenmeyi silip yerine uyumsal olanları öğretmek gerekir. Bu öğrenme süreci kolaydan zora, düşük güçte uyarıcıdan daha güçlü uyarıcıyca olmak üzere korku ve bunaltı yaratan uyarıcılar karşısında sistematik gevşeme ve duyarsızlaştırma tekniklerini içerir.

Çiftlerin hem kendilerini hem de birbirlerinin bedenini iyice tanımaları, dokunabilmeleri, uyarılma noktalarını, haz duyma, orgazma ulaşma hareketlerini tanımaları ve birbirlerini uyarabilmeyi öğrenmeleri önemlidir.

6-En önemli nokta ise cinsel işlevlerde herhangi bir problem hisseden kişilerin mutlak bir uzmana başvurmaları gereklidir. Her problem kendi içinde özeldir. Ve hiçbiri birbirine benzemez. Bunlar değişebilir ve problemler çözülebilir. Bu işin uzmanı olan psikiyatrisler, psikologlar, seks terapistleridir. Bu konuda duyarlı olup cesaretle problemin üstüne gidilmelidir.

Etiketler: , , , , , , , ,

KAYNAK :  http://www.saglik-rehberi.net/cinsel-saglik/erken-bosalma.html

Yorum yapın

Evlilikte ilk gece

Evlilikte ilk gece

Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip olduğu temel haklardan bir tanesidir.

Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir.

Gelenek ve göreneklerde evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir. Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar.

Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer. Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır.

Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur. Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir. Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks yapabilmelerini) pek anlayamazlar.

Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm (meni) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır.

Bazen ise doğanın bir savunma sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır.

Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir. O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır.

Evlilikte iki farklı cins arasında geliştiği için en önemli iletişim aracı, paylaşım cinselliktir. Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını yumuşatacak ve töleransın artmasına sebep olacaktır. Cinsellik eşler arasında bir iletişim biçimi olup birbirlerine karşı olan duygularının sözle ve bedenle ifadesidir. Birçok kişi için özellikle kadınlar için evlilik cinselliğin başlangıcıdır.

Kişiler o güne kadar toplumdaki cinsiyet rollerini öğrenmişlerdir. Ama bu konuda konuşmak değer yargıları ve ön yargılar tarafından zorlaştırılmıştır. Birbirleri ile konuşmaktan kaygı ve isteklerini dile getirmekte güçlük çekerler. Bunu yok etmek içinde sevgi ,saygı ve anlayışla birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar. Evlilikte sağlıklı bir cinsel yaşantı için kadının ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımaya çalışması gerekir.

Karşı tarafın nelerden çekindiğini ve ya nelerden hoşlandığını dikkate almak,rahatsız olduğu şeyleri yapmamak veya bunun kötü bir şey olmadığını izah etmek çok önemlidir. Kadın için cinsellikte en önemli şey kendini güvende hissetmektir hele hele yıllarca bir tabu olarak büyütülmüş olan ilk gece,ilk cinsel ilişki korkusu ve o gece yaşayacakları kadının ilerdeki bütün cinsel hayatını etkiliyebilir.

Kadın kendini güvende hissederse, sevildiğini ve sayıldığını hissederse ancak cinsel istek duymaya başlar . İlk ilişki sırasında her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni tanıyacaklarından ve nasıl tepki vereceklerini bilmediklerinden yumuşak ve anlayış ile yaklaşılmalıdır.

Özellikle bekaretini kaybedecek olan hanımlarımız için eşlerinin çok anlayışla yaklaşmaları önemlidir, çünkü kadın o güne kadar hiç bilmediği bir duyguyu yaşayacaktır ve belki de canının çok yanacağını düşünmektedir ama biz erkekler olarak eşimize gerekli güveni verebilirsek, yavaş hareket edeceğimize onun canını acıtmayacağımıza rahatsız olduğu yerde veya acı duyduğu yerde duracağımıza inandırırsak, kadında şüphe ve tereddütlerini atacak ,ilişkiye hazır hale gelecektir.

Kadın sevgiyle ve güvenle cinselliği hissedeceği için cinsel ilişkiye girmeden önce ne kadar uzun süre bir yaklaşım yaşanırsa yani ön sevişme yaşanırsa bu kadını o kadar rahat hale getirecektir. İlk ilişkide yaşayabileceklerinizi anlatmadan önce isterseniz bekaret – kızlık zarı ( hymen ) nedir kısaca açıklayalım.

Kızlık zarı, vajina ( hazne ) girişinde kadınlarımızın adet görünceye kadar ve de cinsel hayatları başlayıncaya kadar vajeni dışardan gelebilecek mikroplardan ve hastalıklardan korumak üzere doğal olarak oluşmuş bir yapıdır. Çok çeşitli tipleri vardır.

Bazı kadınlarımızda hiç olmayabilir, bazılarında yarım olabilir , bazılarında ise halk arasında elastik zar olarak isimlendirilen ve ancak doğumda yırtılabilen türdendir. Elastik zar esasında ortasındaki deliği cinsel ilişkiye mani olmayacak büyüklükte olan bu nedenlede kanamaya neden olmayan zardır.

Zarın kalınlığı da çok değişken olup, bazı hanımlarımızda çok ince yapıda ve erkeğin en ufak hareketi ile yırtılabilen yapıdadır. Bazıları ise daha kalındır ve zor yırtılır. Zor yırtılan zarlarda kanama miktarı fazlaca olabilir ,eğer panik yaratacak veya bedensel rahatsızlık yaratacak boyuttaysalar hemen bir kadın doğum uzmanına başvurularak , kanama durdurtulmalıdır. Bazıları ise ilişkide yırtılmayacak kadar kalın olup bunlar ancak bir hekim tarafından uyuşturularak,acıvermeden açılmaktadır.

Etiketler: , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/cinsel-saglik/evlilikte-ilk-gece.html

Yorum yapın

Sütünüzün Çoğalması İçin

Sütünüzün Çoğalması İçin

Sütünüzün çoğalması için yapılacak tek şey iyi beslenmektir. Bol proteinli besinler alın, içebildiğiniz kadar su ve meyva suyu için. Bol bol dinlenin. Süt yapımı için oldukça fazla enerjiye gereksinim olacaktır.

İştahınız doğrultusunda beslenin. Kalorinizi boş karbonhidratlardan değil, vitaminler açısından zengin olan besinlerden sağlayın. Her emzirmeden önce veya emzirirken içeceğiniz bir bardak süt, meyva suyu veya su yeterli miktarda süt üretmeniz için gereken ekstra sıvıları oluşturur. Günde alınan sıvı miktarı 3 Litre kadar olmalıdır. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasülye, nohut, mercimek gibi baklagiller, et, tavuk gibi besinler ve bol meyva ve sebze yenmelidir.

Etiketler: , , , , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/anne-ve-bebek/sutunuzun-cogalmasi-icin.html

Yorum yapın

Anne Sütünün Faydaları

Anne Sütünün Faydaları

Anne sütünün yararları saymakla bitmez. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişene kadar anne sütünde gerekli olan, onu hastalıklara karşı koruyan savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Anne sütü bebekle anne arasındaki duygusal bağı arttırır ve bebeğin güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Bebeklerin en sık yakalandığı enfeksiyon hastalıkları daha az görülür. Bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlar. Her zaman hijyenik ve pratiktir. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş prematüre bebekler, anne sütünden özellikle çok yarar görürler.

Anne sütünün diğer faydaları;

  • Anne sütü bebeğiniz için özel bir bileşime sahiptir.
  • Sindirimi daha kolay besin maddesidir.
  • Beyin gelişimine katkıda bulunur ve zeka düzeyini arttırır.
  • Anne sütünün sıcaklığı her zaman vücut sıcaklığında olup istenilen derecededir.
  • Daha az sodyum ve protein içerir.
  • Daha iyi kalsiyum emilimi sağlar.
  • Herzaman steril ve pratiktir.
  • Alerji riski daha düşüktür.
  • Kabızlık ya da ishal problemi yaratmaz.
  • Bebekler daha sağlıklı olur.
  • Obozite olma olasılığı düşüktür.
  • Daha ekonomiktir.
  • Bebeğin ağırlık artışıyla anne sütünün yeterli olup olmadığı anlaşılır.

Etiketler: , , , , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/anne-ve-bebek/anne-sutunun-faydalari.html

Yorum yapın

Hangi Ayda Bebek Hangi Besinleri Yer ?

Hangi Ayda Bebek Hangi Besinleri Yer ?

0 – 4 AY
Bebeğiniz ağladıkça ve acıktıkça anne sütü vermelisiniz. Anne sütü yoksa veya yetersizse anne sütüne adapte bir biberon maması kullanmalısınız.
4 – 6 AY
Yumuşak ve topaksız, yarı sıvı püreler verin.

Anne Sütü veya Mama
Anne sütünü aldığı sürece devam edilmelidir. Anne sütü yoksa veya yetersizse 3-4 öğün 2 numara devam maması verilmelidir.

Kaşık Maması
Ek Gıdalara geçiş aşamasında başlangıç olarak pirinçli bir mama başlanmalıdır. Bu dönem için hazırlanmış sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları ve kavanoz mamalarını kullanabilirsiniz veya kendiniz evde kullandığınız biberon maması ile muhallebi yapabilirsiniz.

Kaşık maması ayran gibi sulu bir biçimde yapılır,  hergün 3-4 çay kaşığı verilir ve miktar hergün biraz daha arttırılır. Bir hafta sonra mama boza kıvamında yapılır.

Meyve Suyu
Kaşık mamasından 2 hafta sonra meyve suyu verilir. Mevsimine göre meyva seçilir ve suyu sıkılarak hazırlanır. 1-2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır.1-2 hafta sonra püre şeklinde verilebilir. 2 hafta kadar devam edilir.

Sebze Çorbası
Meyva püresinden  2 hafta sonra verilir. Bazen 5.-6 aylarda muhallebiye başlanır ve 1-2 hafta sonra sebze çorbalarına geçilir. Ancak iyi kilo alan bebeklerde muhallebiden önce genellikle öğle öğününde sulu olarak 1-2 tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş artırarak verilir. Çocuğun isteğine göre her gün arttırılır ve 1 hafta sonra püre haline geçilir.

**Sebze çorbasına daha sonra eklenecek besinler; kabak, karnabahar, bezelye ve iyi pişmiş taze fasüye olabilir.

Yoğurt
Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt, muhallebi yerine de verilebilir.

Muhallebi
Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 6. aydan itibaren akşam öğünü (18:00- 20:00) olarak verilir. Kaşık maması veya pirinç unu ile hazırlanmış muhallebi olabilir.

7 – 8. Ay
Anne sütüne aldığı sürece ve miktarda devam edilmelidir. Anne sütü yoksa veya yetersizse en az 300 ml. devam maması verilmelidir.Meyve ve sebzeleri püre halinde rahatlıkla verebilirsiniz. Artık eline ağzında geveleyeceği çubuk biçiminde çiğ sebzeler verebilirsiniz. Bu dönemde et ve balıklara geçilebilir.

Tahıl gevrekleri, soyulmuş domates, suda bekletilmiş kuru kayısı 7-8. aylarda verilebilcek diğer uygun besinlerdir.

Kahvaltı
Çocuk meyve püresi, sebze püresi, muhallebi ve yoğurt gibi besinlere alıştıktan sonra 7. ay da kahvaltıya başlanabilir.

Yumurta
Katı pişmiş yumurta sarısı çocuk kahvaltıya alıştıktan sonra 8. ayda günaşırı 1 çay kaşığı olarak beslenme programına eklenir, yavaş yavaş miktarı artırılır. Bir haftanın sonunda bebek tam bir yumurta sarısını yiyebilir. Yumurta sarısı, alıştırma süresince katı daha sonra kayısı kıvamında verilebilir.

Tahıllı Çorbalar
Mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbası gibi gıdalar, taze sebze çorbalarına alıştırılmış olan bebeklere 8. aydan sonra değişik tatları öğretmek amacıyla verilebilir.

Et ve Tavuk
Deri ve yağları ayrılarak 7-8 aylarda bir tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma veya orta boy ince bir biftek veya tavuk eti parçası sebze çorbasına eklenerek sebze ile birlikte püre haline getirilir.

Balık
8. ayda öğle öğünlerinde püre şeklinde et yerine değiştirilerek verilebilir.

Köfte
8. ayda öğle öğünlerinde verilebilir.

Karaciğer
8. ayda öğle öğünlerinde et ile değiştirilerek  püre şeklinde 15 günde bir kez olmak üzere verilebilir.

8 – 9. Ay
Yemek taneleri biraz daha büyük olabilir. Rende veya püre yerine doğranmış yiyecekler hazırlabilirsiniz. Kendi kendine yemeyi öğrenmesi için eline sık sık çubuk biçimli yiyecekler verin.
Et ve balıklar ızgara veya haşlama yapılarak irice kıyılır.
Kızarmış ekmek, tuzsuz ev yemekleri, çorba, börek gibi besinleri tüketebilir.
Pilav, Makarna ve Dolmalar
8. aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.
10-12. Ay
Bu aylarda evde yenen hemen herşeyi bebeğiniz de yiyebilir. Pişirirken yemeklerin tuzsuz olmasına dikkat edin.

Et, balık ve tavukları küçük lokmalara ayırabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/anne-ve-bebek/hangi-ayda-bebek-hangi-besinleri-yer.html

Yorum yapın

Ek Besinlere Nasıl Başlanır ?

Ek Besinlere Nasıl Başlanır ?

Katı Besinlere Başlamak için Uygun Zaman?

  • Zamanlamayı doğru seçin. Eğer emziriyorsanız, sağladığınız süt en düşük seviyeye geldiği zaman deneyin. Bu genelde sabah veya öğlen saatleridir.
  • Bebeğinizin huysuz ve yorgun olduğu bir zamanı tercih etmekten kaçının.
  • Bebeğiniz yeni emzirildiyse veya biberon maması ile beslendiyse denemeyi erteleyin.
  • Bebeği beslemeyi diğer işleriniz arasındaki 5 dakikalık süre içerisine sığdırmaya çalışmayınız.
  • Bebek kıpır kıpır iken, durmuyor ve oturmuyor iken, bir yndan dizlerini tutup bir yandan da ağzına yabancı bir madde sokmaya çalışmayın.
  • Bebeğe kaşıkla besini vermeden önce masaya veya mama sandaliyesine bir parça yiyecek koyun ve besini tanımasına izin verin.

Katı Besinlere Nasıl Başlanmalı ?
Bebek kaşıkları bile bu dönemdeki bebekler için fazla geniş olabilir. Bu yüzden küçük çay kaşıkları denenebilir. Yarım çay kaşığı ile başlayın ve beslenme boyunca onunla konuşarak yardımcı olun. Katı gıdaları yutmayı becerene kadar miktarı her gün bir iki çay kaşığı arttırarak vermekle yetinin beslenme öğünlerini çok yavaş arttırın. Katı gıdalarla beslenmeye başladığınızda yiyeceklerin çoğunu geri çıkaracak, bir kısmı yüzüne bir kısmı önlüğüne bulaşacaktır. Katı gıdalara geçiş dönemini kolaylaştırmak için şu yöntemi deneyebilirsiniz: Bebeğinize önce biraz süt (meme veya hazır mama) verdikten sonra az bir miktarda katı gıdayı yarım çay kaşıklık yudumlarda verin ve öğününü yine süt ile bitirin.

Katı Besinlere Başlarken Bebeğinizde Dikkat Edeceğiniz Noktalar

  • Ek gıdaları bebeğe uygun bir kaşıkla ya da bardakla verin, biberon kullanmayın.
  • Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
  • Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak tutun.
  • Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın.
  • Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat katmayın.
  • Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçin.
  • Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayın, az miktarda başlayıp (3-4 çay kaşığı) her gün arttırın. 3 gün bir gıda denenip daha sonra başka bir gıda denenebilir.
  • Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin.
  • Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
  • Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
  • İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin.
  • Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır.
  • Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam edin.
  • Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak isteyebilir. Fazla ısrarcı olmayın.
  • Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar.
  • Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin et, yumurta, mercimekli baklagiller, pekmez gibi ek gıdalar verin.
  • Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin taze sebze ve meyve olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.
  • Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.
  • Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.
  • Üç yaşın altındaki çocuklar günde altı öğün beslenmelidir.
  • Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.
  • Bebeklere pişmemiş havuç, sosis, fındık, fıstık, çekirdek, üzüm, gibi küçük kuru yemişler vermeyin. Bunlar nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin zarar görmesine neden olabilir.

Bebek Katı Besinleri Yemeyi Reddederse
Katı yiyeceklere yeni başlayanlar doğal olarak yeni tadlara ve katı beslenmenin yöntemine değişken bir tavır sergilerler. Bir hafta isterler, diğer bir hafta istemezler. Böyle bir durumda şu yöntemleri deneyebilirsiniz.

  • Kaşık olarak parmak ucunuzu kullanın Bebekler kaşığa nazaran parmakları daha hoş karşılarlar. Bir parça sebze ya da meyve püresini parmaklarınıza koyun ve bunu oradan emmesine izin verin. Bu şekilde rahat yemeyi öğrendikten sonra, bir miktar yiyeceği dilinin ucuna yerleştirin böylece zamanla dilinin ucundaki yiyeceği geriye doğru boğazına atarak yutmayı öğrenebilir.
  • Plastik kaşık deneyin Metal kaşıklar soğuk hissi verir, bebeğinizin dikkatini çekerek yemesini engelleyebilir.
  • Yemesi için zorlamayın Bebeğinizi beslemenizdeki amaç, ona yeni tadlar ve yeme yöntemlerini tanıtmaktır. Bu süreçte, bebeğiniz sık sık iki ileri bir geri şeklinde gelişme gösterecektir. Zaman zaman bebeğinizin katı yiyecekleri reddetmesi beklenen birşeydir. Bu olduğu zaman, bırakın ve başka bir gün deneyin. Bebeğiniz hazır olduğunda yiyecektir.

Katı Besinlere Başlarken Alerji
Katı yiyeceklere geçişte bebeğiniz yiyeceklere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. İnek sütü, yumurtanın beyazı, balık, fıstık, turunçgiller bebekler yediğinde en çok alerjiye neden olan yiyeceklerdir. Bebeğinize yeni yiyecekleri yavaş yavaş tanıtmalı ve yeni bir yiyeceği vermeden önce 3-5 gün beklemelisiniz, böylece yeni maddelere karşı reaksiyonları farkedebilirsiniz. Eğer ailenizde alerji sık görülen bir vakaysa o zaman daha çok dikkat etmeniz gerekir. Alerjik reaksiyonların belirtileri şöyledir:

  • Deride kurdeşenlere benzer kızarıklıklar ve lekeler
  • Yemesinin hemen ardından kusma
  • Yemekten birkaç saat sonra ishal
  • Dışkısında kan
  • Nefes almada zorluk

Ek Vitamin ve Mineraller
Hazır mamalar gerekli bütün vitamin ve mineralleri içerdiğinden bunlarla beslenen bebeklere ek bir vitamin vermeye gerek yoktur. Anne sütü ile beslenen bebeklere D vitamini verilmeye devam edilmesi gerekir.

Etiketler: , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/anne-ve-bebek/ek-besinlere-nasil-baslanir.html

Yorum yapın

Biberonla Besleme

Biberonla Besleme

Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği
Biberonla besleme, bebeğin anne memesini almamasına ve bazı hastalıklara neden olabileceği için önerilmemektedir. Zorunlu kalındığı durumlarda ise aşağıdaki önerilere uyulmalıdır;

  • Biberonun deliğinin genişliği kontrol edilmelidir. Bunun için mama konulduktan sonra biberon ters çevrilir. Mama biberondan önce ip gibi sonra damla damla akmalıdır. Sürekli olarak ip gibi akan ya da sürekli olarak damlayan deliği olan biberonlar uygun değildir.
  • Bebek yarı oturur durumda iken biberon verilmelidir.
  • Biberon bebeğin eline bırakılmamalıdır.
  • Bebeği besleyenlerin sayısı azaltılmalıdır. Her yetişkinin bebeği tutma, etkileşme ve onunla konuşma biçimi farklıdır.
  • Mümkün olduğunca bebeğinizle deri teması içinde olun. Biberonla emzirdiğiniz halde biberon verirken giysinizi sıyırarak bebeğin göğsünüze yaslanmasını sağlayabilrsiniz.
  • Kollarınızı dğişimli kullanın.
  • Bebeğinizin emzirmeyi bırakma zamanı geldiğinde bırakmasına izin verin.
  • Zaman tanıyın. Meme emen bebek keyif ve emme zevkini devam ettirmek için memenin içindeki süt bittikten sonra da emmeye devam eder.
  • Biberonla besleme konusunda kaygılanmayın. Bebeğinizi biberonla da iyi bir şekilde besleyebilir ve ona yeteri kadar sevgi gösterip sarılabilirsiniz.
  • Bebeğin her öğünde aldığı miktar yazılarak günlük miktar ölçülmelidir.

Biberonla Besleme

  • Bebeğin yanağına parmağınızla veya emziğin ucuyla hafifçe vurarak bebeğin biberona yönelmesini sağlayın.
  • Biberona biraz eğim vererek mamanın biberonun ağız kısmını tamamen doldurmasını sağlayın. Böyle yapılmazsa bebek hava yutabilir ve bebekte gaz oluşmasına neden olur.
  • Yarı oturur durumda beslerseniz, bebek dah akolay yutkunabilir.
  • Beslemeden önce mama önlüğü takın.
  • Bebek alışık olmadığı için ilk günlerde fazla mama almak istemeyebilir.
  • Biberondaki mamanın ağızlıktan akma hızının uygun olduğundan emin olun. Biberonu ters çevirip kontrol edebilirsiniz. Süt dökülüyor veya fışkırıyorsa çok hızlı akıyor demektir. Bir veya iki damla akıyorsa hızı çok yavaş demektir. Önce biraz süt fışkırıyor ve sonra birkaç damla geliyorsa hızı uygun demektir.
  • Bebeğiniz sütün tümünü bitirdiğinde, biberonu çekin. Hala emmek istiyorsa küçük parmağınızı emembilir.
  • Uzun süre emdikten sonra bile biberonu bırakmıyorsa, küçük parmağınızı biberon memesinin yanından kaydırarak hafifçe bebeğin ağzına sokun ve biberonu çıkarın.
  • Biberon ağzındayken uyuya kalırsa yutmuş olabileceği hava nedeniyle kendini tok hissediyordur. Oturur konuma getirip gazını çıkartın ve istiyorsa kalan sütünü içirin.

Biberonla Beslemenin Faydaları

  • Bebek için daha uzun süreli tatmin; bebek anne sütüne göre daha uzun süre tokluk hisseder
  • Bebeğin aldığı süt miktarı kolayca izlenebilir
  • Anne için daha fazla özgürlük; emziren annenin mutlaka her öğün bebekle birlikte olması gerekir. Halbuki, biberon ile beslenen bebeklerde, bazı öğünlerde başka biri veya baba bu işi üstlenebilir
  • Baba da bebeği besleyebileceği için bu olayı baba da paylaşabilir
  • Bazen tıbbi engellerden dolayı anne sütü ile beslenme imkansız hale gelebilir
  • Daha az aralıklarla beslenir
  • Emziren anneler için normal yaşama ve iş hayatına dönüş yavaş gerçekleşmektedir
  • Emziren annelerde adet görme geciktiğinden, doğum kontrol önlemlerinin alınması da gecikmektedir
  • Annenin giyim tarzını etkilemez anne memesini açmak zorunda kalmadığı için
  • Bebeğini biberonla besleyen bir anne iki kişi için yemeye son verebilir
  • Toplum içinde daha az stresli besleme
  • Anne doğumdan önceki cinsel hayatına hızlıca döner

Biberonla Bebek Besleyenlere İpuçları…

  • Biberonun deliğinin uygun büyüklükte olduğundan emin olun
  • Bebeğinizin ağzında biberon varken uyumamasına dikkat edin, bu aynı zamanda diş çürümesine ve kulak enfeksiyonlarına yol açabilir
  • Sırt üstü yattığında bebeği beslemeyin
  • Çevrenin çok aydınlık ve gürültülü olmamasına özen gösterin
  • Bebeğiniz çok acıkmadan onu besleyin
  • Her zaman mamayı taze hazırlayın
  • Hazırlanmış mamayı buzdolabı dışında bir yerde 1 saatten fazla tutmayın
  • Her beslenmeden sonra kalan mamayı atın. Buzdolabında olsa bile şişe içinde bakteri üreyebilir
  • Kullanma tarihi geçmiş mamaları kesinlikle kullanmayın
  • Mamayı veya sütü mikrodalga fırında ısıtmayın. Mamanın içinde çok sıcak noktalar olabilir
  • İlk yıl içinde şunları vermeyin; Çay, inek sütü, kolalı içecekler
  • Hiçbir zaman emziği çocuğun boynuna asmak için, boynuna dolanacak ip vs. kullanmayın

Biberonla Beslemede Gerekenler
Biberonlar: Bütünüyle biberonla beslenen beslenen bir bebek için en az 3 adet büyük boy (250 mililitrelik) biberon şişesi gerekir. Fazladan biberon memelerine de gereksinim vardır. Böylece tıkanan memelerin yerine yenilerini kolayca kullanabilirsiniz. Biberona yerleştirilen tek kullanımlık içliklerle bebeğin yuttuğu hava en aza indirhgenmiştir.

Memeler

  • Doğal Görünümlü Biberon Memeleri: Bu memelerin özelliği kullanım açısından da gerçek memeye çok benzemeleridir.
  • Geleneksel Biberon Memeleri: Bu memeler ile bebeğiniz gerçek memeden emerken yaptığı emme hareketini yapamaz. Saniyede iki üç damla süt akıtabilmesi en iyisidir.
  • Karın Ağrılarına Karşı Yapılmış Biberon Memesi: Süt içilirken biberona hava girecek biçmde yapılmıştır. Böylece biberon ağzının büzüşmesi önlenir, bebeğin hava yutması da önlenmiş olur.
  • Geniş Tabanlı Biberon Ağızları: Her biberon şişesine uymaz. Bebek emdikçe ağzı geniş tabana yaslanır, memenin ucu ağzın içinde idip gelir; böylece gerçek memeyi andırdığı düşünülebilir.

Sterilizasyon ve Temizlik
Bebeğinizin besinine dokunacak herşeyi kullanmadan önce iyice yıkayıp sterilize etmelisiniz.. Beslenmeden sonra da kullanılan tüm malzemeler sıcak suyla yıkanmalı ve ardından steril edilmelidir. Sterilizasyon üç şekilde yapılabilir;

  • Kaba soğuk su koyup sterilizasyon sıvısını ya da tabletleri karıştırın. Tabletler çözündükten sonra, temizlenecek gereçleri suyun yüzeyine çıkmayacak biçimde içinde yerleştirin.
  • Kabı hafif hafif çalkalayarak şişelerin içinde kalan hava kabarcıklarını bütünüyle yok edin. Kabarcıkların içinde mikrop barınabilir. İç kapağı yerleştirip kapağı kapatın.
  • Gereçleri ilaçlı su içinde tutup, kullanacağınız zaman çıkarın kaynamış su ile durulayın. Kağıt havlu üzerinde süzdürün.
  • Biberon şişelerini ve memeleri yerleştirebileceğiniz bu aygıtın kullanımı kolaydır. Hem çok pratik, hem de çok hızlıdır. Gereçleri aygıta koymadan önce herşeyi iyice iyi yıkayın.
  • Gereçleri önce yıkayın, sonra 25 dakika kaynatın. Kabın içindeki herşeyin suya iyice batmış olmasına dikkat edin.

1- Kimyasal Malzemeler; 2- Elektrikli, Buharlı, Mikrop Öldürücü

3- Kaynatma

  • Tüm şişeleri, kapları biberon memelerini, plastik huniyi, kaşık ve bıçağı sabunlu sıcak suda yıkayın.
  • Şişelerin içini süt kalıntılarını çıkarmak için frçayla temizleyin. Boynunu ve kapak vidası çevresini iyice ovuşturun. Memenin içini tuzla ovarak süt kalıntılarını temizleyin. Meme ucuna tuz doldurup parmaklarınızın arasında ovuşturun.
  • Tüm gereçleri bol suda durulayın. Biberon memelerinin tıkanan deliklerini açınız.
  • Gereçleri bulaşık makinesinin sıcak su programında kolayca temizleyebilirsiniz. Fakat steril olmazlar.

Sterilizasyon Yıkama

Bulaşık Makinesi

Meme Başı Şaşkınlığı
Biberondan emmeyi öğrenen bebek, anne memesini reddeder. Meme başı şaşkınlığı adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Anne sütü ile beslenmenin yetersiz ve başarısız oluşu çoğunlukla birkaç kez bile olsa denenen biberondur.

Biberon Çürüğü
Normal koşullarda süt sıvı bir besin maddesi olduğundan ağızda çok kalmaz ve çürük oluşumuna neden olmaz. Ancak çocuğun şekerli süt ile doldurulmuş biberonla beslenmesi ve bala veya reçele batırılmış yalancı emziğin uyumadan önce emdirilmesi yaygın bir alışkanlıktır. Ayrıca bazı anneler bebeklerini 2 sene gibi uzun bir süre anne sütü ile beslemektedirler. İşte bu şekilde beslenen çocuklarda 2-6 yaş arasında özellikle üst ön dişlerde yaygın kahverengi çürükler görülmektedir. Hatta çok ileri vakalarda dişlerin tamamı çürümektedir. Bu olay biberon çürüğü olarak adlandırılır. Etken devam ederse süt azılar da etkilenir.

Etiketler: , , , , , , ,

KAYNAK : http://www.saglik-rehberi.net/anne-ve-bebek/biberonla-besleme.html

Yorum yapın

Eski Yazılar »
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.